Veri Tabanlarının Korunması

Eklenme Tarihi : 20.11.2009
Yazar : Av. Turhan UZUN

GİRİŞ

Veri tabanlarının korunması konusunda iki teori geliştirilmiştir, yaratıcılık teorisi ve alınteri teorisi. Bu teorilerden birisinin seçilmesine göre korunan veri tabanları ile korumanın kapsamı değişiklik arzedecektir.

Bir eserin telif haklarının konusunu oluşturabilmesi için bir fikir ürünü olması temel şarttır. Bu ürünün eser sayılabilmesi için sahibinin hususiyetlerini taşıması gerekir. Sahibinin hususiyetlerini taşımayan çalışmalar ise koruma kapsamına giremeyecektir.

İkinci teori olan alınteri teorisine göre ise, veri tabanlarının oluşturulabilmesi için harcanan beşer gücü, zaman ve parasal yatırımın korumasız kalmaması için eser niteliğinde olması şartı aranmamalıdır.

Bu şekilde veri tabanlarının korunmasına ilişkin iki tür koruma söz konusudur. Bunlardan ilki, eser hukukuna ilişkin koruma iken diğer ise sui generis koruma olarak adlandırılan özel bir koruma türüdür.

Avrupa Birliği’nin veri tabanlarının korunması ile ilgili düzenlemelerine paralel olarak Türk hukukunda her iki görüşe de yer verilmiş, iki tür veri tabanının olduğu kabul edilerek ikisine de ayrı koruma imkanı sağlanmıştır.

Veri tabanına ilişkin hükümler Türk hukukuna, 1995 yılında Veri Tabanlarının Korunmasına ilişkin Avrupa Topluluğu Direktifi’nin tercüme edilmesi suretiyle girmiş olup 2004 yılına kadar yapılan muhtelif değişiklikler geçirmiştir.

Veri tabalarının korunmasına ilişkin hükümler, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1B-d, 6/11.b ve Ek 8.inci maddelerde düzenlenmektedir. Çalışmamızda Türk hukukunun düzenlemeleri esas alınırken bu düzenlemeleri etkileyen uluslararası sözleşme ve direktifler de değerlendirmeye alınmıştır.

 

I.VERİ TABANLARININ TANIMI VE VERİ TABANI SAHİPLİĞİ
 

A.     TANIM

 

      Veri tabanları, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda işlenme eserin bir türü olarak gösterilmiş olduğundan, konunun anlaşılması açısından öncelikle işlenme eseri tanımlanması yararlı olacaktır. İşleme veya kanundaki deyimle işlenme esere, diğer bir eserden istifade edilmek suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat eseri olarak kabul edilmiştir. 

      Veri tabanları, sistematize edilmiş, elektronik veya diğer yollarla bağımsız olarak erişilebilir veri veya materyallerden oluşan derlemedir[1]. Veri tabanı deyimi, esas itibariyle belli bir sistem veya metod dahilinde düzenlenmiş elektronik, mekanik veya herhangi bir vasıta ile erişilmesi mümkün eserlerden, verilerden veya diğer materyallerden oluşan derlemeler ve kolleksiyonlar[2] için kullanılır. Bu tanımlar ışığında veri tabanını basitçe, erişimi ve kullanmayı kolaylaştıracak tarzda bir araya getirilmiş veri niteliğindeki bilgilerin derlemesi olarak tanımlayabiliriz.

 

B.     VERİ TABANI SAHİPLİĞİ

 

Veri tabanının sahibi, veri tabanlarının korunmasına ilişkin rejime göre belirlenir. Zira veri tabanları, yukarıda da değinildiği gibi hem telif hakkının hem de yatırımcı için söz konusu olan sui generis korumanın konusu olabilir.

Telif hakkının konusu olan veri tabanlarında eser sahibi, veri tabanını oluşturan kişidir. Veri tabanı, oluşturulduğu anda herhangi bir kayıt ve tescile gerek olmaksızın uluşturan veya yatırım yapan kişinin malvarlığının içine doğar. 

Veri tabanlarının sui generis olarak korunmasının söz konusu olduğu durumlarda ise, veri tabanının oluşmasına esaslı şekilde yatırım yapan kişi, veri tabanının sahibi kabul edilmektedir. Burada veri tabanı sahipliği ile ilgili bir sınırlama söz konusu olmadığından tüzel kişiler de veri tabanı yapımcısı hakkına sahip olabilir[3].

 

II.VERİ TABANLARINA İLİŞKİN ULUSLARARASI TEMEL DÜZENLEMELER

 

Veri tabanlarının, hem telif hakkının hem de sui generis korumanın konusu olabileceği hususuna yukarıda değinmiş bulunuyoruz. Veri tabanlarının korunması hususu, ilk olarak Bern Sözleşmesinde düzenlenmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu Bern sözleşmesinin 2 (5) maddesi hükmüne göre, “ansiklopediler ve antolojiler gibi içeriklerinin seçimi ve düzenlenmesi itibariyle yaratıcı düşünce ürünü niteliğinde olan edebiyat veya sanat eseri derlemeleri, derlemeleri oluşturan münferit eserler üzerindeki haklara halel gelmeksizin, fikri haklar kapsamında korunur.” Bu düzenlemeye göre bir derlemenin korunabilmesi için özgün olması şarttır.

Veri tabanlarının uluslar arası korunmasını düzenleyen diğer bir sözleşme ise Ticaretle Bağlantılı Fikri Haklar Sözleşmesi (Treaty Relation İntellectual Propeties-TRIPs)’dir. Sözleşmenin “bilgisayar programları ve veri derlemeleri” başlıklı 10/2 maddesi şu şekildedir: “İçeriklerinin seçimi ve düzenlenmesi nedeniyle fikri ürün oluşturan, makinede okunabilir ya da diğer biçimlerde bulunan veri derlemeleri veya diğer materyaller bu şekilde korunacaktır. Veri veya materyalin kendisini kapsamayan bu koruma, verinin veya materyalin kendisinde mevcut telif haklarına zarar vermeyecektir.” Sözleşmenin bu hükmü, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 6/11. bendine aynen alınmıştır.

Veri tabanlarının korunması, WIPO Fikri Haklar Sözleşmesi’nde de düzenlenmiştir. Sözleşmenin konuyu düzenleyen 5. maddesi, TRIPS ilgili düzenlemesi ile aynı hükme sahiptir.

Diğer bir uluslar arası düzenleme ise Veri Tabanlarının Korunmasına İlişkin Avrupa Birliği Direktifi’dir. Türk hukukundaki düzenleme, anılan direktiften tercüme yolu ile  alındığı için bu konu ayrıntılı olarak ileride incelenecektir.

 

III.VERİ TABANLARININ HUKUKİ KORUNMASI
 

A.     GENEL OLARAK

Veri tabanlarının korunması konusunda yukarıda değinilen teorilerden telif hakkına göre korumada aranacak şartlar, bir eserin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre korunabilmesi için taşıması gereken unsurlardan ibarettir.

Bir eserin telif haklarının konusunu oluşturabilmesi için bir fikir ürünü olması temel şarttır. Bu ürünün eser sayılabilmesi için sahibinin hususiyetlerini taşıması gerekir. Sahibinin hususiyetlerini taşımayan çalışmalar ise koruma kapsamına giremeyecektir.

 

B.     VERİ TABANLARININ UNSURLARI

Derleme veya veri tabanı olarak adlandırılan veri ve materyallerin  derlenmesine ilişkin olarak Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda  üç ayrı düzenleme vardır[4]. Bunlardan birincisi FSEK m. 1/B-d’deki düzenleme, diğeri derleme ve işleme başlığı altında düzenlenmiş olan veri tabanı tanımı (FSEK 6-11), ve sonuncusu da 5101 s. Kanunla yapılan sui generis veri tabanı düzenlemesidir (FSEK m. Ek.8).

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki hükümler dikkate alındığında veri tabanının unsurları aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

 

1. Veri Tabanının Bir İçeriğinin Olması

Veri tabanın içeriği denildiğinde veri tabanı oluşturacak şekilde toplanan, bir araya getirilen, derlenen unsurların tümü anlaşılmalıdır.[5] Veri tabanının içeriği eserlerden oluşabileceği gibi eser niteliği bulunmayan resim, fotoğraf gibi veriler ve malzemelerden de oluşabilir.

b)      Eserler

Veri tabanının içeriğinin tamamı eserlerden oluşabilir. Buradaki eserden kastımız Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında objektif ve subjektif şartları taşıyan fikir ürünleridir. Eserler, veri tabanının içeriğini oluşturabildiği halde eserin kendisi veri tabanı niteliği taşımaz.[6]

b)      Veriler

Veri sözcüğünün anlamı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ve Veri Tabanlarının Korunmasına İlişkin AB Direktifi’nde tanımlanmamıştır. Öğretide verinin ne olduğu, veri ile bilginin ne anlama geldiği konusunda farklı görüşler bulunmakla beraber yaygın görüşe göre veri, bilgi ile eş anlamlı değildir. Veri ham bilgidir, verilerin işlenmiş hali bilgiyi ifade eder.[7] Veri tabanını oluşturan veri, sonuç çıkarılabilecek her türlü olgu, bulgu ve rakamlar[8] ve hatta eserlerdir.[9]

b)      Materyaller

Materyaller de veriler gibi Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ve AB Direktifinde tanımlanmamıştır. Yalnız materyallerin sözlük anlamı elle tutulabilen şey olarak tanımlanmıştır. Materyal kavramı bilgiden farklıdır. Materyaller fiziki varlığı ifade eder, bilgi ise soyut varlığı ifade eder. Fiziki varlığı ifade etmesinden dolayı materyale video kaset, ses kaydı, resim, istatistik verileri örnek olarak gösterilebilir. Bunlar AB Direktifinde de veri tabanı açıklanırken örnek mahiyetinde verilmiştir.

b)      İçeriğin Bağımsız olması

AB Direktifi 1(2) maddesinde veri tabanının bağımsız eserler, veriler veya diğer materyallerin bir derlemesi olduğu ifade edilmiştir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ise bağımsızlık konusunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Veri tabanının içeriğini oluşturan unsurlar veri tabanının bütününden veya diğer öğelerinden bağımsız olarak bir anlam ifade etmiyorsa bağımsızlıktan söz edilemez. Örneğin elektronik ortamda bir ülkenin haritası görülmek veya çıktısı alınmak istendiğinde bu haritaya ulaşabilmek için dünya haritasını açmanın şart ve ancak onun üzerinden ulaşmanın mümkün olması durumunda bu verinin bağımsızlığından söz edilemez.[10] 

 

2. Araç ile Okunabilir veya Diğer Bir Biçimde Olması-İçeriğe Münferiden Erişilebilir Olması -

Belli bir plan ve sistem dahilinde seçilmiş ve derlenmiş içerikler tek başına bir anlam ifade etmez. Veri tabanından söz edebilmek için, oluşturulan bu içeriklere kişiler tarafından ulaşılabilir olması gerekir. Kişiler tarafından ulaşılamayan bu tip içerikler veri tabanı olarak adlandırılamaz. Burada kişiler tarafından erişimin nasıl olacağı konusu gündeme gelmektedir. Bu içeriklerin nereye kaydedildiğinin bir önemi yoktur. Kağıt üzerine, DVD üzerine, Cd veya kaset üzerine kaydedilebilir. Bu ortam maddi bir nitelik taşıyabileceği gibi sayısal olarak ifade olunan elektronik bir ortamda da olabilir. Bu konu Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda “bir araç ile okunabilir veya diğer biçimdeki veri tabanları” şeklinde ifade edilerek verilerin kaydedildiği ortamın önemli olmadığı gösterilmiştir. Önemli olan şahısların bu içeriklere ulaşabilir olmasıdır. Bu konuya ilişkin olarak AB Direktifinde düzenleme yer almaktadır. Buna göre eserlerin, verilerin ve materyallerin muhafaza edildiği ortama elektronik, elektromanyetik veya elktrooptik yöntemlerle erişilebileceği gibi analog yöntemlerle de erişilebilir.

 

3. İçeriğin Belli Bir Maksada Göre ve Hususi Bir Plan Dahilinde Seçilmiş veya Düzenlenmiş Olması veya Veri Tabanı ile ilgili Esaslı Bir Yatırım Yapılmış Olması

 

b)      Hususiyet Arzedecek Şekilde Seçme veya Derleme

aa) Seçme ve Derlemenin Niteliği

Seçme, veri tabanında bulundurulacak verilerin hangilerinin bulunacağına karar verme işidir. Derleme veya düzenleme ise seçilen verilen neye göre göre hangi düşünce veya plan doğrultusunda sıralanacağı veya bir araya getirileceğini ifade eder.

Bu iki işlemden seçim işlemi, düzenleme işleminin ön şartını oluşturmakta, düzenleme ise seçilen veriler üzerinde gerçekleştirilmektedir.

 

bb) Seçme veya Derlemenin Belirli Bir Maksada Göre ve Hususi Bir Plan Dahilinde Olması 

            Veri tabanlarının oluşturulmasında kısaca “hususiyet” şartı olarak nitelenebilecek olan bu unsur, veri tabanlarının eser olma niteliğini ortaya koymaktadır. Belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde oluşturulan veri tabanı, oluşturan kişinin düşünce yaratıcılığının sonucu ve hususiyetlerinin ifadesidir.

Bir veri tabanının derleme eser sayılabilmesi için sahibinin hususiyetlerini taşıması ve orijinal nitelikte olması gerekir. Bu itibarla herhangi bir düşünce eseri veya bir planlama olmaksızın verilerin gelişigüzel toplanıp bir araya getirilmesi ile oluşturulan veri tabanı, bu şartı taşımayacağından korumadan yararlanamayacaktır. Meğerki bu veri tabanının oluşturulmasında esaslı bir yatırım yapılmış olsun.

Bern Sözleşmesi ve TRIPs’te veri tabanlarında bulunması gereken düşünce yaratıcılığı ve hususiyet şartları yan yana ve birbirinden bağımsız bir şekilde kullanılmıştır[11]. 

Hususiyet unsurunun hangi işlemler akımından aranacağı konusunda ise, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki düzenleme, korumanın kapsamını oldukça sınırlamıştır. Zira konuyu düzenleyen 6. madde hükmü, hem seçme hem de derleme işlemlerinde hususiyet bulunmasını gerektirmektedir. Bu durum. koruma eşiğini yükseltmektedir.

Doktrinde seçim olmadan düzenleme yapılması mümkün olmamakla birlikte her ikisinin birlikte bulunmasının oluşturulan veri tabanının koruma imkanından yararlanması için şart olmadığı, söz konusu iki işlemden birisi için hususiyet bulunmasının yeterli olduğu savunulmaktadır. Gerçekten de Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na mehaz Avrupa Birliği Direktifinde iki işlem arasında “veya” bağlacı kullanılmış iken tercüme yapılırken “ve”ye dönüştürülmüştür. Bu şekildeki düzenleme hem yanlış hem de bir çok veri tabanını telif korumasının dışında tutulmasına yol açacaktır[12].

 

b)      Veri Tabanı İle İlgili Esaslı Bir Yatırım Yapılmış Olması

aa) Esaslı Yatırım

            Ticaret hayatının gelişmesi ile sahibinin hususiyetlerini taşımayan ancak oluşturulması oldukça zahmetli ve kaynak sarfedilmesini gerektiren veri tabanlarının koruma hükümlerinden yararlandırılması gerektiği, alınteri teorisi[13] ile savunulmuş ve bu teori, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ifadesini bularak kanunlaşmıştır (Ek 8. madde).

Eser niteliğinde olmayan veri tabanının korunma kapsamına girebilmesi için veri tabanına esaslı bir yatırım yapılmış olması en önemli şarttır. Bu esaslı yatırımın verilerin oluşturulmasında, doğrulanmasında ve sunulmasında kullanılmış olması gerekir. Esaslı yatırımın burada sayılan her işlem için kullanılmış olması şarttır.  

Esaslı yatırım kavramı, parasal yatırım için kullanıldığı gibi harcanan emek veya zamanı da ifade eder. 

bb) İçeriğin Oluşturulmasına Yatırım

İçeriğin oluşturulması konusunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ve AB Direktifinde bir tanım bulunmamakla birlikte Avrupa Adalet Divanı, bir kararında bu yatırımın, bağımsız materyallerin yaratılması için kullanılan kaynakları değil, mevcut ve bağımsız veri ve materyallerin bir araya getirilmesi için sarfedilen kaynakları[14] tanımladığını ifade eder. Buna göre veri tabanının oluşturulması, bu veri tabanında bulunacak verilerin toplanması, elde edilmesi ve bir araya getirilmesini, buna yapılan yatırım ise, bu işlemler için harcanan kaynakları ifade eder.

cc) Doğrulanmasına Yatırım

            Veri tabanının içeriğinde kullanılacak veri ve materyaller elde edilip toplandıktan sonra bunların tümünün kullanılıp kullanılmayacağı, güvenilir olup olmadığı yönünden değerlendirme ve tespit yapılması gerekmektedir. Bunun için yapılan işleme doğrulama ve bu konuda yapılan yatırıma da doğrulamaya yatırım denilmektedir. Bu konuda Avrupa Adalet Divanı kararı ile yaptığı tanımlamaya göre veri tabanında yeralan bilgilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu veri tabanının yaratıldığı ve işlendiği zaman toplanmış materyallerin doğruluğunu kontrol etmek için kullanılan kaynakları ifade etmektedir[15].

dd) Sunulmasına Yatırım

            Veri tabanının sunulması, toplanıp doğrulanması yapılmış verilerin düzenlenmesini ifade etmektedir.

Avrupa Adalet Divanına göre bu düzenlemenin düzenli ve metodik bir şekilde olması

gerekmektedir[16]. 

 

C.     KORUMANIN KAPSAMI

1. GENEL OLARAK

 

Veri tabanlarına tanınan koruma imkanı, veri tabanının kendisine ilişkin olup veri tabanının içeriğini kapsamaz. Veri tabanının içeriğini oluşturan verilerin ayrı bir eser sayılması halinde eser korumasından ayrıca yararlanacakları açıktır. Eser niteliğinde olmayan veriler ise ancak haksız rekabet hükümleri gibi genel hükümlere göre korunabilecektir. Ancak bu konuda suni generis korumanın verilerin içeriklerini de hukuki korumaya dahil ettiği savunulmaktadır. Zira konuyu düzenleyen Ek. 8.maddeye göre veri tabanını oluşturan verilerin önemli bir kısmının veya tamamının alınması veya kullanılmasının veri tabanı yapımcısının iznine bağlanmış olması,veri tabanı yatırımcısı, veri tabanının içeriğinin geçici veya sürekli olarak başka bir ortama aktarılmasını, dağıtılmasını, satılmasını, kiralanmasını ve topluma iletilmesini yasaklama hakkına sahip[17] olduğunu gösterir. Bu görüşe, bu hükümde korunan unsurun veri tabanının kendisi olması ve esasen korunan veri tabanına başka bir şekilde tecavüzün mümkün olmaması sebebiyle katılamıyoruz. Aksi halde telif yönünden koruma konusu olsun sui generis koruma konusu olsun her türlü veri tabanına yönelik ihlalleri, her zaman içeriğe yönelmiş saymak gerekecektir.

Veri tabanlarının korunmasının kapsamı, veri tabanının hangi esasa göre korunma imkanına sahip olduğu durumuna göre değişiklik gösterir.

 

2. ESER NİTELİĞİNDEKİ VERİ TABANI ÜZERİNDEKİ KORUMANIN  KAPSAMI

Veri tabanları, derleme eser türü olarak derlemenin yararlandığı korumadan tam olarak yararlanmaktadır. Bir başka deyişle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun eser için tanıdığı korumanın aynısı eser niteliğindeki veri tabanları için de geçerlidir.

 

3. SUİ GENERİS VERİ TABANI HAKKININ KAPSAMI

Sui generis koruma konusu olan veri tabanları yönünden yatırımcıya tanınan hak ise kendine özgü bir hak olup bir fikri hak değildir. Dolayısıyla veri tabanı yatırımcısı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek 8. maddesinde belirtilenlerin dışında bu kanundaki koruma hükümlerinden yararlanamaz[18].

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek 8. Maddesi, sui generis veri tabanının sahibine, kanundaki deyimiyle veri tabanı yapımcısına veri tabanının içeriğinin geçici veya sürekli olarak bir başka ortama aktarılması, dağıtılması, kiralanması ve topluma iletilmesini yasaklama hakkı vermektedir.  

Bu hakların ihlali halinde Ek 8. maddenin son fıkrası hükmüne göre Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 72.maddesinin 3 numaralı bendi hükümleri uygulanacaktır. 

a)      VERİ TABANI İÇERİĞİNİN ÖNEMLİ BİR KISMI VEYA TAMAMI

 İçeriğin tamamı ile veri tabanının bütününün kastedildiği açıktır. Kanun, veri tabanının tümü olmasa bile önemli bir kısmının ihlali halini de kapsamına almıştır. Önemli kısmı ise, nitelik ve nicelik bakımından değerlendirilmelidir.

Bu konuda Avrupa Adalet Divanı, alıntı yapılan kısmın nicelikli olup olmadığı değerlendirilirken yeniden kullanılan verinin hacmine bakılması gerektiğine karar vermiştir[19]. Nitelik yönünden ise veri tabanının oluşturulması için yapılan harcama dikkate alınarak, bu harcamanın aktarılan veya yeniden kullanılan kısmın veri tabanının tümüne oranla taşıdığı öneme göre değerlendirilme yapılmalıdır.  

b)      BAŞKA ORTAMA AKTARMA

Avrupa Birliği Direktifine göre başka ortama aktarma, Direktifin 7(a) maddesinde, veri tabanı içeriğinin tamamının veya önemli bir kısmının geçici veya sürekli olarak herhangi bir vasıta ile veya herhangi bir şekilde başka bir ortama aktarılması şeklinde tanımlanmıştır.  Bu tanım, Direktif’in tercümesi olan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek 8. maddesine aynen alınmıştır. 

Veri tabanının içeriğinin başka ortama aktarılmasına izin verme veya yasaklama hakkı, veri tabanı yapımcısına aittir. Başka ortama aktarmanın ticari amaçlı olup olmamasının bu yetki açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

 

c)      DAĞITILMASI, SATILMASI, KİRALANMASI VEYA TOPLUMA İLETİLMESİ

Avrupa Birliği Direktifinin 7(b) maddesinde yeniden kulanım terimi kullanılmış ve veri tabanı içeriğinin tamamının ve önemli bir kısmının herhangi bir şekilde kopyalarının dağıtılması, kiralanması, on-line veya diğer şekillerde iletilmesi yoluyla kamuya iletilmesi olarak tanımlanmıştır[20].

Başkasına ait bir veri tabanının içeriğinin aynen veya önemli bir kısmının oluşturulması suretiyle oluşturulan kopyalar, ister matbu nüsha olsun ister Cd ve dijital ortamda olsun satılamaz, kiralanamaz, bir internet web sayfasında üçüncü kişilerin kullanımına sunulamaz[21].

Bu şekilde veri hakkının ihlali durumunda da kullanımın ticari amaçlı olup olmamasının bir önemi yoktur.

 

IV.VERİ TABANI KORUMASININ SINIRLARI VE SÜRESİ
 

A.     VERİ TABANI KORUMASININ SINIRLARI

 

Veri tabanı koruması sınırsız değildir. Bu korumanın sınırları, telif hakkı koruması ve sui generis koruma şekline göre değişiklik arzetmektedir. Veri tabanlarının telif yönünden korunmasındaki sınırlar, eser üzerindeki hakların korunmasının sınırlamaları ile aynıdır. Bu sınırlamalar bilindiği gibi kişisel kullanım, kamu düzeni, eğitim öğretim, mahkeme ve idari makamların kararları ile iktibas serbestisinden ibarettir.

Sui generis korumanın istisnaları konusunda ise, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ayrıntılı bir düzenleme bulunmamakta, ancak konu AB Direktifinde ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu konu ile ilgili değerlendirme yapılırken söz konusu direktife atıf yapılması gerekmektedir. Veri tabanı korumasının sınırlanabilmesi için veri tabanının kamuya sunulmuş olması şarttır. Bunun için gerekli ikinci şart ise veri tabanının yasal kullanıcısı olması gerekir. Bu şartlarla korumaya tabi veri tabanı, eğitim öğretim ve bilimsel amaçlar için kullanılabilecektir. Burada elektronik veri tabanları bakımından kişisel kullanım istisnasına yer verilmediğine dikkat edilmelidir. Elektronik ortamda bulunmayan veri tabanları ise aynı nitelikte olmamakla kişisel kullanıma açıktır.

Doktrinde bilgisayar programı üzerine kaydedilen veri tabanlarına ilişkin kişisel kullanım ilkesinin geçerli olmadığı ifade edilmektedir. Zira Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun bilgisayar programlarının korunmasına ilişkin 38. maddede şahsen kullanma hakkı, bilgisayar programlarını yasal yollardan edinen kişi ile sınırlı olup onun hakları da sınırlı sayıdadır[22]. Ancak Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda elektronik veya elektronik olmayan veri tabanı ayrımı bulunmadığından eser için geçerli olan ve yukarıda kısaca sayılan sınırlamaların aynen geçerli olduğu kabul edilmelidir. 

 

B.     VERİ TABANI KORUMASININ SÜRESİ

 

Veri tabanlarının korunma süresinin belirlenmesinde veri tabanının telif hukukuna göre korunması ve sui generis korunması açısından farklı süreler öngörülmüştür. Telif hukuku açısından mali haklardaki sürenin süre eser sahibinin yaşamı boyunca artı 70 yıl olduğu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda düzenlenmiştir. Manevi haklar bakımından ise özellikle adın belirtilmesi açısından bir süre söz konusu değildir.

Kendine özgü veri tabanı korumasında koruma süresi, veri tabanının aleniyetinden itibaren 15 yıldır. Bu düzenleme AB direktifinden iktibas edilmiştir. Aradaki fark direktifte koruma süresi aleniyeti takip eden yılın ilk gününden başlar.

Sui generis korumada veri tabanı içeriğinde esaslı bir değişiklik meydana getiren, nitelik ve nicelik açısından yapılan her türlü ekleme, çıkarma veya değişiklik sonucu bu yeni yatırımdan doğan veri tabanı kendi koruma koşullarının hak kazanır (FSEK Ek 8-4). Yani esaslı bir yatırım gerektiren değişikliklerde veri tabanı korumasına  ilişkin 15 yıllık koruma süresi, değişiklikten itibaren yeniden başlar.

 

V.SONUÇ

 

Veri tabanlarının korunmasına ilişkin Türk Hukukunda Üç ayrı düzenleme bulunmaktadır. Bunlardan ilki, derlemenin tanımını da içeren Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1. maddesi, ikincisi, veri tabanlarını, derlemenin bir türü olarak düzenleyen aynı kanunun 6. maddesi ve sui generis veri tabanları ve bu tür veri tabanlarının korunmasını düzenleyen Ek 8. maddedir.

            Avrupa Birliği Direktifi ile bu direktiften tercüme yolu ile düzenleme yapılan Türk Hukukunda iki tür veri tabanı koruması söz konusudur. Veri tabanı türlerinin ilki, sahibinin hususiyetlerini taşıyan veri tabanının eser olarak korunması, diğeri ise hususiyet taşımaksızın oluşturulmasına ciddi yatırım yapılan veri tabanının sui generis korunmasıdır.

            Telif haklarına göre korunan veri tabanları ile ilgili koruma süresi, eser ile ilgili haklarda olduğu gibi eser sahibinin ömrü artı 70 yıl iken, sui generis korumanın süresi ise 15 yılla sınırlıdır.

            Eser niteliğindeki veri tabanı, eserle ilgili koruma hükümlerinin tümünden yararlanırken, sui generis veri tabanı daha dar koruma imkanına sahiptir.


BİBLİYOGRAFYA

 

ACUN, Ramazan, “Veri Tabanlarının Korunması”, DPT, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Fikri Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara 2000,

ATEŞ, Mustafa, Fikri Hukukta Eser, Turhan Kitabevi, Ankara 2007,

ATEŞ, Mustafa,  “Veri Tabanlarının Hukuki Koruması”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakltesi Dergisi, C:55 Yıl:2005 Sayı:1 (Ayrı Bası), Ankara 2006, ss.47-84.

ÇOLAK, Uğur, “Topluluk ve Türk Hukukunda Veri Tabanlarına Sağlanan Sui Generis  Koruma ve Spin –Off  Teori”, Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekebet Hukuku Dergisi, Cilt: 5, Sayı:1, Ankara

OĞUZ, Sefer, “Veri Tabanı Hakkı ve Sui Generis Veri Tabanı Hakkının Sınırları”, Fikret Eren’e Armağan, Yetkin Yayınları, Ankara 2006, ss.741-771.

TEKİNALP, Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku, 4. bası, Arıkan Yay. İst. 2005

TOPLAOĞLU Mustafa, Bilişim Hukuku, Karahan Kitapevi, Adana 2005,

YILMAZ, Murat, “Dijital Kütüphanelerde, Elektronik Veri Tabanlarında ve Multimedya Ürünlerinde Telif Hakkı Sorunu”, Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi, C:5 Sayı:1 Ankara 2005, ss 77-112.



[1] Ramazan ACUN, “Veri Tabanlarının Korunması”, DPT, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Fikri Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara 2000, s.85.

[2] Mustafa ATEŞ, Fikri Hukukta Eser, Turhan Kitabevi, Ankara 2007, s.334.

[3] Mustafa Topaloğlu, Bilişim Hukuku, Karahan Kitapevi, Adana 2005, s.73

[4] Sefer Oğuz, “Veri Tabanı Hakkı ve Sui Generis Veri Tabanı Hakkının Sınırları”, Fikret Eren’e Armağan,Yetkin Yayınları, Ankara 2006,s.743

[5]Mustafa  Ateş,Veri Tabanlarının Hukuki Koruması,Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,C.55,S 1,Ankara 2006. s. 61

[6] Ateş, a.g.e. s. 360

[7] Uğur Çolak, “Topluluk ve Türk Hukukunda Veri Tabanlarına Sağlanan Sui Generis  Koruma ve Spin –Off  Teori”, Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekebet Hukuku Dergisi, Cilt5, Sayı:1, Ankara  s.31

[8] Çolak, a.g.m. s.31

[9] Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 4. bası, Arıkan Yay. İst. 2005 s. 131

[10] Ateş, age s.367-368

[11] Oğuz agm 750.

[12] Oğuz, agm 753.

[13] Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki

[14] Çolak, agm 41.

[15] Ateş, age 381.

[16] Çolak, agm 43.

[17] Toplaolu, age 74.

[18] Topaloğlu, age 73.

[19] Çolak, agm 54.

[20] Çolak, agm 52.

[21] Ateş, age 384.

[22] Tekinalp, age 132.