Bilgisayar Programlarının Korunması

Eklenme Tarihi : 23.09.2009
Yazar : Av. Turhan UZUN
1. BİLGİSAYAR, BİLGİSAYAR PROGRAMI KAVRAMI VE TÜRLERİ

     Bilgisayar, kendisine verilen bilgileri ve verileri çok hızlı bir şekilde işleyen, mantıksal ve matematiksel işlemleri yapan, yaptığı işlemlerin sonucunu saklayabilen, sakladığı bilgilere istendiği zaman ulaşılabilmesine imkan veren bir makinedir . Bu şekilde tanımlanan bilgisayar ilk kez 1936 yılında Alan Turing tarafından icat edildiğinden “Turing” adıyla anılan mekanik esaslı bilgisayarlardan sonra elektronik ilkelere göre çalışan ilk bilgisayar 1946 yılında ABD’de yapılmıştır. ENİAC diye adlandırılan bu bilgisayar 30 ton ağırlığında ve 1409 m2‘lik bir alanı kaplamakta idi. Bilgisayar teknolojisinde gelinen son duruma bakıldığında ise boyutlar cm, ağırlık gramla ölçülmektedir.
     Bilgisayar Programı -genel anlamı ile- belli bir sonuca ulaşabilmek için bilgisayarda kullanılan komutlar bütünüdür . Bir başka anlatımla, bilgisayar programı, belirli bir işlevi veya görevi yerine getirmesi amacıyla verilen komutların her hangi bir şekil, lisan, notasyon veya kodla ifade edilmesidir . Bilgisayar programları Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, bilgisayar programı bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık aşamalarını kapsamaktadır. Türk hukukunda yapılan bu tanıma uygun programlar hukuki korumadan faydalanabilecektir. Bu tanım dışında kalanlar FSEK kapsamında korunmayacaktır.
     Tanımda da görüleceği üzere bilgisayar programının görevi, bilgisayar sisteminin özel bir görev veya işlem yapmasıdır. Bilgisayar, donanım ve yazılım olmak üzere iki parçadan oluşmaktadır. Donanım bilgisayarın makinesidir. Yazılım ise bilgisayar sisteminin çalışmasını sağlayan talimatlardır . Yazılım terimi program terimine göre daha kapsamlıdır. Yazılım bilgisayar programlarının yanında veri tabanları, bilgisayar dosyalarının akış şemasını, programı tanımlayan diğer geliştirme dokümantasyonlarını kapsar. Bilgisayar programları; sistem programları, çevirici programlar ve uygulama programları olmak üzere üçe ayrılır. Sistem programları bilgisayarın çalışmasını sağlayan ana programlardır. Bunlar Windows ve Linux dur. Makine dili hariç diğer programlama dilleri ile hazırlanan programlar, bilgisayar tarafından anlaşılmamaktadır. Bu nedenle söz konusu programları bilgisayarın anlayacağı dile dönüştüren programlar ortaya çıkmıştır. Bu Programlara da Çevirici Programlar denir. Uygulama programları ise kullanıcılara ait özel bir işin yapılması amacıyla hazırlanan programlardır. Mesela icra programları, muhasebe programları, Word ve Excel programları.

2. BİLGİSAYAR PROGRAMLARININ KORUNMASINDA ULUSLARARASI METİNLER

a) Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına ilişkin Bern Sözleşmesi (1971)
     Bern Sözleşmesi 1886 yılında imzaya açılmış ve bir dizi değişiklikten sonra 1971 yılında son halini almıştır. Türkiye bu sözleşmenin son halini, 1995 tarih ve 4117 sayılı yasayla kabul etmiştir. Bu sözleşmede bilgisayar programlarına ilişkin özel herhangi bir düzenleme söz konusu değildir.
     Sözleşmenin 2-1 maddesinde “Edebiyat ve sanat Eserleri deyimi, ifade ve şekli ne olursa olsun, edebiyat, bilim ve sanat alanındaki… bütün ürünleri içerir.” denilmektedir. Bilgisayar programları da netice itibariyle birbirinden ayrılmaları mümkün olmayan program akışı, algoritma, kodlar ve ara yüzlerden meydana gelmiş, belli bir sistem içinde teknik dille ifade edilmiş, belli sorun hakkında düzenlenmiş bir üründür. Ürünün dilinin türü anlaşma metnine göre önemli değildir. Bu çerçevede bilgisayar programları anlaşmada bizzat zikredilmiş olmasa da, sözleşme kapsamında korunan bir fikri ürün olarak kabul edilmelidir .

b) Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS)
     Bu anlaşma fikri ve sınaî mülkiyet hakları ile ilgili korumanın tamamının asgari koşullarını belirlemiştir. TRIPS bir anlamda fikri mülkiyet hukukunun Anayasası olarak kabul edilebilir .
     Bilgisayar programları bu anlaşmanın 10 ve 11. maddelerinde doğrudan, 9, 12 ve13. maddelerinde ise dolaylı olarak düzenlenmiştir.

c) Bilgisayar Programlarının Korunması ile ilgili 14.05.1991 Tarih ve 250 Sayılı AB Konsey Direktifi    
     Bilgisayar programlarının korunması konusunda dünyada yeknesaklık sağlanmamış olduğundan her ülke programları farklı biçimlerde korumakta veya herhangi bir koruma sağlamamakta idi. Bu durumu gören Avrupa birliği bilgisayar programlarının korunması konusunda bir birlik sağlamak için 250 sayılı AB Konsey Direktifi’ni yayınlamıştır. Bu yönerge çerçevesinde AB üyeleri bilgisayar programlarının korunması konusunda aynı kuralları kabul etmiştir.

3. BİLGİSAYAR PROGRAMLARININ FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU KAPSAMINDA ESER OLARAK KORUNMASI

a) Genel Olarak Eser Kavramı:
     Bu konuya başlarken çok kısa olarak eser kavramının ne olduğu konusunun burada işlenmesi gerekmektedir. Bir fikri ürünün eser olarak belirlenebilmesi için iki unsurun yani objektif ve sübjektif unsurun bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir.
     Objektif unsur, fikri ürününün iktisaden yararlanmaya elverişli olması, yani ticari bir mal olarak kamuya sunulup faydalanma imkânının mevcut olmasıdır.
     Sübjektif unsur, sahibinin özelliğini taşıyan ürünler eser vasfının kazanır. Bern anlaşması ve yabancı hukuk sistemlerinde genellikle şahsi yaratıcılık, bireysel fikri faaliyet orijinal fikri yaratıcılık veya yaratıcı fikri eserler gibi kıstaslar kullanılarak, sübjektif unsura göre eser niteliği belirlenmektedir .
     Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre, “…eser sahibinin hususiyetini taşıyan aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür”. Bu tanımda da görüleceği üzere Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu eser kavramının belirlenmesi için bir fikri ürünün, sahibinin özelliğini taşıması ve kanunda sayılan eser kategorilerinden birine girmesi şartını aramaktadır.

b) Bilgisayar Programlarının Eser Olarak Korunması:
     Asıl konumuz olan bilgisayar programlarının eser olarak korunması konusuna gelince, bilgisayar programları ilim ve edebiyat eserleri çerçevesinde korunmaktadır. Bu nedenle Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda farklı ve daha özel bir düzenleme olmadığı sürece bilgisayar programları için edebi eserlere uygulanan kurallar uygulanacaktır. Bilgisayar programının eser olarak korunması için şu özellikler aranmaktadır:
1)Özgün olması
2)Kalıcı bir vasıtaya tespiti
3) Fikir ifade ikilemi özelliklerine sahip olması
     1)Özgün Olma:
     Yukarıda da belirttiğimiz üzere Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 1/A fikir ve sanat eserini, eser sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri türlerinden birisi içine giren her nevi fikir ve sanat mahsulü olarak tanımlamıştı. Kanunda görüldüğü üzere “eser sahibinin hususiyetini” taşıması özelliğini de aramış fakat bunun ne şekilde olacağını belirtmemiştir. Bilgisayar programlarının FSEK’ten faydalanabilmesi için özgün olması gerekmektedir. Burada aranan özgünlük derecesi eşiği, telif hukukunda aranan özgünlük eşiğinden daha düşüktür. Bir eserin orijinalliğinden bahsedebilmek için o eser sahibinin hususiyetini taşıması gerekmektedir.
     Telif hukukunda özgünlük, eser ve yaratıcı arasındaki illiyettir. Bir eserin orijinal sayılması için, yaratıcısının becerisi, yargısı ve çalışması sonucunda ortaya çıkmış olmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken şey bir eserin orijinal olması emsalsiz, eşsiz olması anlamına gelmemektedir. Özgünlük eserin ne şekilde yaratıldığı konusu ile ilgilidir .
     Bilgisayar programının eser niteliği kazanması için orijinal olması yani sahibinin özelliğini taşıyor olması gerekmektedir. Sahibinin özelliğini taşıyor olmak, program geliştiricisinin yaratıcı gücünün özelliğini taşıması anlamına gelmektedir . Bir bilgisayar programının orijinal sayılabilmesi için sahibinin özelliğini yansıtması yeterlidir. Bilgisayar programlarının bölümlenmesinde, uyarlanmasında, toplanmasında ve seçimindeki şekillendirmesinde sahibinin dikkate değer bir emek harcadığı programlar fikri hukukta korunmalıdır . Bir programın kişisel yaratma olması için eserin kişi tarafından yaratılmış olması ve onun hususiyetini de içerir .
     Bilgisayar programlarında aranan özgünlük derecesi konusunda bir çok tartışma ve görüş söz konusu idi. Bu konuda yeknesaklık sağlamak amacıyla Avrupa Birliği, 91/250 sayılı AB Yönergesine bu konuya ilişkin bir hüküm koymuştur. Yönergede md.1/1 bilgisayar programlarının, “Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunması’na ilişkin BERN sözleşmesi kapsamındaki edebiyat eserleri olarak korunacağı” belirtilmiştir. Aynı maddenin 3.fıkrasında da bilgisayar programlarında orijinal kavramının anlamı açıklanmaktadır. Bu hükme göre “Bilgisayar programı, eser sahibinin kişisel fikri yaratması olması orijinal ise korunur. Korunmadan yaralanması için başka bir kriter aranmaz”. Burada görüldüğü üzere AB yönergesi bir bilgisayar programının ilim ve edebiyat eseri olarak korunması için yaratıcının fikri çabası sonucunda ortaya çıkması dışında başka herhangi bir kriter aramamaktadır.
     Türk Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku bir eseri korumak için bireysel bir özgünlüğe, orijinalliğe sahip olması şartını aramaz. Başka bir anlatımla eserin yaratıcısının hususiyetini taşıması, eserin özgün olmasını gerektirmez . Sonuç olarak başka bir programdan kopya edilmediği ve kişisel fikri emek neticesinde ortaya çıkmak koşulu ile bütün bilgisayar programlarının FSEK’in sağladığı korumadan yararlanmasına imkân verir.
     2) Kalıcı Bir Vasıtaya Tespit:
     Fikri hukuk, fikirleri değil bu fikrin ifade şeklini yani tezahürünü koruma altına almıştır. bu hususta FSEK herhangi bir şekli öngörmemiştir ve olabilecek gelişmeleri de göz önünde bulundurarak “herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan ve her biçim altındaki bilgisayar programları…” deyimini kullanmayı tercih etmiştir. Bilgisayar programlarının korunması için, bunların kalıcı bir vasıtaya tespiti gerekmektedir. Yani bilgisayar programı, ancak maddi bir şekilde ifadesini bulursa korunmaktadır. Programın kaynak veya makine kodu olarak kaydedilmiş olması gerekmektedir, salt fikir safhasında kalan programın korunması söz konusu olmamaktadır . Ayrıca bu konuda Bern sözleşmesinin 2/2 maddesi uyarınca “eserler, bir materyal üzerine sabit olmadıkları sürece korunmazlar” hükmü geçerlidir.
     3) Fikir ve İfade İkilemi:
     Fikri hukuk, fikirlerin serbest olarak dolaşımını sağlayarak, toplumun gelişmesine katkıda bulunmayı hedefler. Bir eserin iç muhtevasını oluşturan fikir, kamunun mülkiyetinde olmayıp telif hakkına konu teşkil ederse bu amaç gerçekleşmez. İşte bu nedenden dolayıdır ki fikri hukuk, bir esere hâkim olan fikir değil, bu fikrin ifadesi korumadan faydalanır . Aynı şeyler bilgisayar programları için de geçerlidir. Bir bilgisayar programında fikir değil, fikir sonucu ortaya çıkan eser korunur. Aksi durumda fikir sahiplerine tekelci bir hak verilmiş olur. Bu da program alanında rekabeti ve gelişmeyi kısıtlar. FSEK md.2/sona göre, ara yüze temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir öğesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar. Bu madde de görüleceği üzere yasamız fikir ve prensipleri değil ifadeyi korumaktadır. Genel anlamda fikri ürünlerin temelini oluşturan fikir ve prensipler kolayca anlaşılabilir. Örneğin bir hikâyenin ana fikir okumakla anlaşılabilir. Ancak durum bilgisayar programları açısından bakıldığında biraz daha karmaşıktır. Bilgisayar programlarının anlaşılması diğer edebi ürünler kadar kolay değildir. Buna rağmen bilgisayar programlarına ilişkin olarak aynı kural geçerlidir. Yani programlar da fikir değil ifade korunmaktadır. Yukarıda da belirttiğim gibi bilgisayar programlarının fikri korunmuş olsa idi rekabet engellenmiş olur ve aynı fonksiyonu yerine getiren başka bir bilgisayar programı yaratmakta güçlük çekilebilirdi.

4.BİLGİSAYAR PROGRAMLARININ KORUMA KAPSAMI
    
     FSEK md. 2/1
hükmüne 4410 sayılı kanuna ilişkin yapılan ilave bilgisayar programları ile ilgilidir. Bu kanuna yalpan ilaveleri özellikler bilgisayar programları açısında bu hükme kaynak teşkil eden Avrupa Konseyi talimatını incelemek gerekir. İlgli yönergede esere olarak bilgisayar programının bir tanımı verilmemiştir.Ancak yönergeye eklenen memorandumdan anlaşıldığına göre bu terim, bilgisayarın belirli bir fonksyon veya görevi ifa etmesi amacıyla verilen bir dizi komutun herhangi bir şekil, lisan,notasyon veya kodla ifade edilmiş halini belirtmektedir .Aynı zamanda bu terimin akış şeması ve donanım içine yerleştşrlmş program gibi, asıl programaın hazırlık ve tasarım malzemesini de kapsayacak şekilde geniş yorumlanamsı gerektiği öne sürülmektedir .
     Fikri hakların korunması eserin bütünü üzerindeki haklar kadar,parçaları üzerindeki haklarında korunmasını ifade eder.(FSEK13/2).fikir ve sanat eserleri kanunuda “esein parçaları” deyimiyle neyin kastedildiği konusunda bir açıklık yoktur.Günlük dilde parça bir eserin bütününden bağımsız olarak algılayabildiğimiz kısımları ifade eder.Bir eserin parçalarının tamamının fikri hukukta tarafından korunabilmesi için,parçalar kendi içlerinde duyularımızla algılayabilecegimiz bir bütünlük taşımalı ve ese sahibinin özelliğini yansıtmalıdır . Bu genel açıklamalardan sonra bilgisayar programlarında hazırlık aşamasının hangi bölümlerinin korunacağını belirlemek gerekmektedir.bilgisayar programlarının hazırlık aşaması Türk Hukukunda bir sonraki aşaması program olması kaydıyla hazırlık aşaması korunmaktadır.Bu konu Avrupa yönergesinde de hazırlık aşamasının korunacagı belirtilmektedir.Asıl sorun hangi hazırlık aşamalarının korunacağı hususudur.Avrupa komisyonu Yönergesinde olsun Alman Hukukunda ki kuralda olsun,hazırlık aşamalarının korunmasında bir sonraki aşamada program koşulu bulunmamaktadır. Avrupa Konseyi Yönergesinin gerekçesinde Türk Hukukunda ki sınırlamaya benzer bir sınırlama söz konusudur, ama bu sınırlama daha sonraki aşama şeklinde değil yapılmış olan çalışmanın daha sonra bir bilgisayar programının oluşumuna imkan vermesi şeklindedir .Bu çerçevede korumadan faydalanacak olan unsurla , program akışı , kaynak ve makine kodudur.

     a) Program Akışı
     Programcı, programını geliştirirken ,programın yerine getireceği fonksiyon aşamalarının mantıksal olarak sıralamak zorundadır.Bu çerçevede FSEK de var olan hükme göre “… bilgisayar programlarının hazırlık tasarımları dahi eser sayılır” hükmü gereğince hazırlık tasarımlarının eser olarak korunacağı bazı yazarlarca savunulmaktadır. Benim düşünceme göre bir fikri eserin daha öncede belirtiğim gibi fikrin korunması bu kapsamda ilgili bu hükmün bu şekilde anlaşılması hatalıdır. Bu nedenle program akışını belirten fikirlerin eser olarak korunması söz konusu değildir.
     b) Kaynak ve Makine Kodu
     Bilgisayar programlarının programlama dillerinden biriyle yazılması ve sonradan bilgisayarın anlayacağı dile çevrilmesi, Programlama sürecinin son aşamalarındandır .Kaynak kodu ,bilgisayar programını teşkil eden komutlar bütünüdür .Bilgisayar programlarının yazıldığı dil, kaynak kodudur;ancak bilgisayar tarafından anlaşılması için makine koduna tercüme edilmesi gerekir. Kaynak kodunun FSEK tarafından korunduğuna ilişkin herhangi bir fikir ayrılığı söz konusu değildir.Kaynak kodu,,edebi eser,bilim eseri,enkütü ihtimalle yaratıcının düşüncesi sonucu oluşan derleme olarak korunur .
     Makine kodu, bilgisayarlar sadece makine kodu ile yazılı olan kodları yerine getirebilirler. Ancak bilgisayarlar sadece makine kodunu anlayabilse de programlar kaynak kodu olarak hazırlanır.Bu durumda kaynak kodlarının makine koduna tercüme edilmesi gerekir.FSEK md.2/1 “her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları” ibaresi kullanılmaktadır.Bu ifadeye makine kodunun dahil edilmesinde herhangi bir sakınca yoktur.bu çerçevede Türk Fikri ve Sanat eserleri Hukuku makine kodunun ve kaynak kodunu koruma altına almıştır.

5.KORUMA KAPSAMI DIŞINDA KALAN UNSURLAR

     Algoritma ve arayüz veya kullanıcı arayüzü diye bilinen son iki unsur koruma kapsamı ışındadır. Çünkü kullanıcı ara yüzü elektronik bir aygıt olan bilgisayarın donanımları arasındaki ilişkiyi gerçekleştiren veya değişik programların araişlerliklerini gerçekleştiren unsurdur. Niteliği itibariyle tamamen teknik bir konu olup her bilgisayarda olan ve programcının hususiyetini taşımayan unsurdur.Algoritma da aynı şekilde netice olarak belli bir sorunun çözümüyle ilgili,değişik yazılımlarda kullanılabilecek bir uygulana metodudur. Yani sadece tek bir yazılımda değil ,değişik bir dizi yazılımda kullanılması mümkün olduğundan aynı şekilde hususiyet unsuru yoktur.Her ne kadar ABD’de değişik algoritmaların bir araya getirilip yazılımda kullanılmaları halinde derleme eserlere tanınanın korumanın bu şekilde derlenmiş algoritmalara da tanınması gerektiği yolunda görüşler ileri sürülmüşse de, uygulamada ve Türk doktrinde Türk Hukukunda bu görüş kabul edilmemektedir

SONUÇ

     Bu çalışmamızda bilgisayar programlarının korunmasında ulusal ve uluslar arası kaynakları incelemeye çalıştık. Bu çerçevede bilgisayar programlarının eser olarak korunması konusunda Türk hukukunda 1995 tarihine kadar herhangi bir koruma söz konusu değildi. Bu arada Avrupa Konseyi üye ülkeler arasında birliği sağlamak amacıyla bu konuda 250 sayılı AB direktifini yayınlayarak bilgisayar programlarının eser olarak korunmasını ve üye devletlerin mevzuatının bu direktife uygun değiştirilmesini sağlamıştır.
     Diğer bir konu başlığımız da , bilgisayar programlarının esere olarak korunma şartları ve bu korunmadan yararlanacak unsurlardır.Bir programın esere olarak sayılması için programı yapan kişinin hususiyetini taşıması yeterlidir.Bu şu anlama gelmemektedir;adi veya banal bütün bilgisayar programları korunacak şeklinde anlaşılmamalıdır.Bu korumadan bilgisayar programlarının kendisi gibi hazırlık aşamaları da faydalanacaktır.Ayrıca Korunmadan faydalanacak unsurlar Kaynak Kodu ve makine kodudur.

KAYNAKÇA

Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi S. 3 İstanbul

Aksu Mustafa, Bilgisayar Programlarının Fikri Mülkiyet Hukukunda Korunması, Beta, İstanbul 2006

Topaloğlu Mustafa, Bilgisayar Programları Üzerindeki Haklar ve Bu Hakların Korunması Türkiye bilişim Vakfı, İstanbul 1997

Yusufoğlu Fülurya, Bilgisayar Programlarının Korunması, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2002

Erel Şafak,Türk Fikir ve Sanat Hukuku, İmaj Yayıncılık, Ankara 1998

Ateş Mustafa, Fikri Hukukta Eser, Turhan Kitapevi, Ankara 2007

Tekinalp Ünal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Arıkan, İstanbul 2005